Üyelik Girişi   |   Üye Ol !    |   Web Mail
 
ANA SAYFA KURUMSAL TIBBİ BÖLÜMLER HEKİMLER ONLINE SERVİSLER HABERLER HKS KALİTE YÖNETİMİ KARİYER İLETİŞİM

Tıbbi Bölümler
» Poliklinikler
» Tedavi Üniteleri
» Laboratuvarlar
» Tüm Bölümler


Medikal Estetik Ünitesi
UYGULAMALARIMIZ
İletişim: 444 17 78
Dahili: 2026 (Dr.Eylem TAŞ)
Lazer Epilasyon
•İğneliEpilasyon
•Karboksiterapi
•Mekanik Dermabrazyon
•PRP
•Leke Tedavisi
•Mezoterapi
•Kimyasal Peeling
•Botox
•Roller
•Dolgu Uygulamaları
LAZER EPİLASYON
Lazer epilasyon vücuttaki istenmeyen tüyleri yok eden kalıcı bir yöntemdir. İşlemde hedef, doku kıla rengini veren melanin pigmentidir. Kaynağından çıkan lazer enerjisi, melanin pigmenti tarafindan emilir, ısıya dönüşür ve kıl kökünü yok eder.
İşlemi tekrarlanan seanslarla uygulamak gerekir. Bunun nedeni ise; vücuttaki kılların tüm bölgeler için aynı anda 3 farklı evrede bulunmasıdır. Bu evreler büyüme
(anajen), dinlenme (katajen), ve dökülme (telajen) olarak adlandırılır. Lazer Epilasyon sadece büyüme dönemindeki (anajen) kılları etkiler. Çünkü yalnızca bu evredeki kıl köklerinde lazer ışınının emilimini sağlayacak oranda melanin pigmenti bulunmaktadır. Herhangi bir zamanda anajen evredeki kıl oranı vücutta %20, %10 civarındadır. Bu nedenle lazer epilasyon işlemi tekrarlanan seanslarla uygulanır. Kıl tipi ve cilt yapısına bağlı olarak ortalama 4-8 seans uygulama sonrası başarılı sonuçlar elde edilir.
Hastanemizde Cynosure Alexandrite Lazer Epilasyon Cihazı kullanılmaktadır. Alexandrite Lazer açık renk cilt, siyah tüylerde daha etkilidir.Tüm dünyada ve Türkiye’de en çok tercih edilen sistemdir.
Genelde Türk insanı açık tenli, siyah kıl yapısına sahiptir. Alexandrite lazer kıl köküne ulaşarak kalıcı ve etkili sonuç alınmasını sağlar. Dinamik soğutma sistemi sayesinde acı hissi yok denecek kadar azdır.
Cihazın ciltle teması olmadığından hijyen açısından sorun yaşanmaz.
İĞNELİ EPİLASYON
İğneli epilasyon (Elektroliz) yöntemi , yıllardan beri birçok hastada, cilt ve kıl renkleri ne olursa olsun, burun ve kulak içleri hariç tüm vücut bölgelerinde, istenmeyen tüy tedavisi amacı ile kullanılmaktadır.
IPL ve diğer lazer epilasyon yöntemleri gibi tüyleri azaltıcı ve inceltici değil, kalıcı olarak yok edici bir uygulamadır. Ayrıca, direk kıl köküne akım verildiğinden, deride genel ve yaygın bir yanık oluşturma ihtimali yoktur. Yine aynı mekanizmalardan dolayı, tüylerin rengi, kalınlığı ve cilt rengi tedavinin etkinliğini değiştirmez.
İğneli Epilasyon ile kıl köklerinde en doğru noktalara en uygun miktarlarda akım uygulanıp, maximum etkinlik sağlanırken; hasta güvenliği ve kıl köklerinin elektrik akımına duyarlılık dereceleri de tedavi öncesinde “tolerans-duyarlılık testi“ ile hesaplanmaktadır. Dolayısıyla eğitimli estetisyenlerin ve uzman doktorların yönetiminde, beklenen sonuçların alınması kaçınılmaz olmaktadır. Bu yöntem ile yumuşak ve ince bir iğne yardımıyla kıl köküne girilir ve kıl kökü zayıf elektrik akımına mağruz bırakılarak kökler tahrip edilirerek kalıcı bir çözüm sağlanmış olur.
İğneli Epilasyon ve Lazer Epilasyon günlük hayatınızı aksatmaz öğle arası yaptırıp, uygulama sonrası işinize geri dönebilirsiniz.
Kıllar tekrar çıktıklarında kökten çekme işlemi yapılmamalıdır seansınız gelmiş demektir.

KARBOKSİTERAPİ
Karboksiterapi, Karbondioksit (CO2) gazının tedavi amaçlı deri altına enjekte edilerek dolaşımın ve dokudaki bölgesel metabolizmanın hızlandırılması işlemidir. Tedavi hızlı, rahat, etkili ve cerrahi olmayan bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Karboksiterapi özellikle sellülit tedavisinde son derece etkili bir yöntem olarak kabul görmektedir.
Uygulama son derede basit olmakla birlikte, karbondioksit gazının cilt altı doku içine enjektörle enjekte edilmesi prensibine dayanır. Enjekte edilen gaz, yakınlardaki doku tarafından emilir.
Uygulama ile birlikte; cilt altı mikro dolaşımda damar genişlemesi artar, kılcal damar kan akışı artar ve hızlanır, yağ eritici (lipolitik) etki oluşur, yüzeye yakın dokularda oksijen kullanma potansiyeli artar, su toplanmasının düzenlenmesi sağlanır (fazla suların atılması ile), pH dengesi sağlanır, adele ve Kas tonusunun (sertliğinin) artışı sağlanır.

MEKANİK DERMABRAZYON
Lokal veya genel anestezi altında yapılabilir. Hasta uyutulduktan veya yüz uyuşturulduktan sonra motorlu, dönen bir zımpara taşı ile yüz cildi soyulur. Lekeler, izler, çukurluklar ve kırışıklıklar giderilir. Operasyondan 10 gün sonra normal hayata dönülür. 10 gün içinde yüzde kızarıklık ve kabuklanmalar olur.
PRP Nedir?
PRP(Platelet Rich Plasma) platelet(trombosit) hücreleri yönünden zenginleştirilmiş plazmanın cilde uygulanması adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir.
Bu uygulama bir kişiden alınan küçük miktardaki kanın özel bir tüpe konularak santrifüj işlemine tabi tutulduktan sonra bileşenlerine ayrıştırılması ve elde edilen az miktardaki hücreden zengin plazmanın (PRP), yine aynı kişiye enjeksiyon yoluyla geri verilmesini temel alır. Elde edilen plazmadaki bu hücreler vücudumuzdaki yaşlanma ve çeşitli nedenler ile hasarlanan dokuların onarımını sağlamak için gerekli olan “büyüme faktörlerini” bulundururlar.
Derideki hasarlar ve yaşlanma etkilerini en hızlı ve en doğal biçimde onarabilecek olan yapı, yine vücudumuzun bir parçası olan hücrelerdir, bu nedenle plazma uygulaması damarlarımızda dolaşan bu sihirli gücü harekete geçiren bir yöntem olarak gelişmiştir.
Pratikte PRP uygulaması nasıl yapılır?
Uygulamanın yapılacağı kişiden 2 veya 3 tüp kan alınır, santrifüj cihazında hücreler kandan ayrıştırılır. Böylece hücreler kitteki tüpün içersinde yoğunlaşıp birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu ürün uzman kişiler tarafından deriye uygulanır ve deriyi gençleştirici özelliği uygulamanın hemen sonrasında, uygulama bölgesinde parlak ve canlı bir görünüm olarak kendisini gösterir. Kan tamamen kapalı ve steril tüplerin içine alınmaktadır, herhangi bir hastalık bulaşma riski yoktur.
PRP uygulamasının etkisi ne zaman görülür?
Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. Daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur, ancak bir kürden, yani 3 veya 4 uygulamadan sonra kalıcı bir gençlik etkisi daha belirgin bir hale gelir.
Ortalama olarak 3 kürden oluşan bu kolay ve güvenli uygulama, her 10-12 ayda bir kez tekrarlandığında kalıcı sayılabilecek kadar uzun etkili bir gençleştirici etkisi sağlanmış olacaktır.
Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP ile elde edilen olumlu sonuçlar tamamen kullanana aittir, kaybolup gitmez.
LEKE TEDAVİSİ
Ciltteki lekeler, normalde cilde rengini veren melanin isimli pigmentin vücudun belirli bölgelerinde düzensiz kümelenmesi ile meydana gelir.
Lekeler, cildin hassas olduğu, güneş ve kimyasal maddelerle en fazla temas eden yüz bölgesi başta olmak üzere, gebelik, hormonal değişimler, bazı ilaçların kullanımı ve yaşın ilerlemesi ile vücudun her bölgesinde görülebilir.
GÜNEŞ LEKELERİ
Güneş lekeleri yüzün değişik bölgelerinde görülen kahverenkli oluşumlardır. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. Güneş lekeleri yüzeysel, derin ve herikisinin beraber olduğu karışık tip olarak üçe ayrılır. En sık karışık tip güneş lekeleri görülür. Yüzeysel güneş lekeleri derinin üst tabakalarında yerleşmiş olup, tedaviye daha iyi yanıt verirler. Derin yerleşimli olanlar tedavilere daha zor yanıt verirler.
Güneş lekesi tedavisinde haricen sürülerek kullanılan leke kremleri, lazer tedavileri, mezoterapi yöntemiyle renk açıcı bileşimlerin cilde enjeksiyonu ve kimyasal peelingler tek başına veya birlikte kullanılabilirler. Leke tedavisinde her ne kadar yüzde yüz garantili bir yöntem olmasa da cildi onaran bu uygulamalar lekelerde açılma yapabilir. Çünkü lekeli bölgeler aslında güneşten zarar görmüş hücrelere sahip alanlardır.
Güneş lekesinde tedavi seçenekleri:
Lazer tedavileri: Leke tedavisinde kullanılan lazerler, deriyi soyarak veya renk hücrelerini tahrip ederek etkili olmaktadır. Lazer tedavisi uygun dozlarda ve uzman kişilerce uygun hastalarda kullanılmalıdır.
Leke açıcı kremler: Leke tedavisine yönelik farklı mekanizmalara sahip etken madde içeren pek çok krem mevcuttur. Ancak leke kremleri leke tedavisinde tek başına kullanıldığında bir yere kadar etkilidir. Sadece krem tedavisi genellikle diğer yöntemlar kadar yeterli olmamaktadır.
Kimyasal peeling: Leke tedavisinde kimyasal peeling 1-4 hafta aralıklarla ve ortalama 1-5 seans olarak uygulanmalıdır. Peeling tedavisi sonrası ve seans aralarında leke açan kremlere ve güneş koruyuculara devam edilmelidir.
Mezoterapi: Leke olan bölgelerde, deri altına küçük miktarlarda vitamin, mineral ve antioksidan maddelerin enjekte edilerek leke rengini açmak hedeflenmektedir.
PRP ve Dermaroller: PRP ve dermaroller cildi onaran ve sivilce izlerinin giderilmesi, cildin canlandırılması ve kırışıklıkların açılması gibi kozmetik işlemlerde de kullanılan iki yöntemdir. Bu yöntemler tek başına ya da diğer leke açıcı tedavi yöntemleriyle birlikte uygulanarak tedavilerin sonuçlarını iyileştirmektedir.
Güneş lekesi şikayeti olanların düzenli olarak, gün içinde 3 saatte bir en az 30 faktörlü güneşten koruyucu ürünler kullanmaları gerekir. Ayrıca güneşten koruyucu kullanırken bile çok fazla direk güneşe maruz kalınmamalı, gölgede durmaya özen göstermeli ve şapka, gözlük takılmalı ve solaryum benzeri yapay ışık kaynaklarından uzak durmaları gerekmektedir.
MEZOTERAPİ
Çeşitli ilaç ve vitamin karışımları, bölgesel olarak küçük dozlarda özel iğneler ve özel tekniklerle cilt içine verilmesi şeklinde uygulanır. Cilt içine verilen bu karışımlar dolaşım yoluyla ulaşması gereken yerler dağılır. Dolayısıyla bu bir bölgesel tedavi yöntemidir, yani uygulama bölgesine sınırlı etki gözlenir.
Mezoterapi saç dökülmesi, selülit, bölgesel yağ azaltılması, cilt gençleştirme, cilt çatlağı ve skar doku tedavileri başta olmak üzere estetik amaçlı kullanılır. Her problem için değişik karışımlar ve enjeksiyon tekniği uygulanmaktadır. Uygulama sonrası olumlu sonuçlar problemin ciddiyetine göre ve vücut yapısına göre değişir. Ancak genel olarak 2-3 seansta cevap alınmaya başlanmaktadır.
Her seans için ortalama tedavi süresi 15-20 dakikadır. Uygulama bölgesinde hafif şişlik, kızarıklık ve morarma olabilmektedir.
Hamileler, emzirenler, immunolojik hastalığı olanlar, kanser hastaları, diabetikler, antikoagülan tedavi görenler mezoterapi için uygun hasta değildirler.
Saçlı deri mezoterapisi
Saç dökülmesini durdurmak, var olan saçın kalitesini arttırmak ve yeni saç çıkışlarını aktif hale getirmek için belli periyodlarla saçlı deriye uygulanabilir bir tedavi şeklidir. Hastanın problemine göre haftalık veya iki haftalık seanslar şeklinde 4-10 seans uygulanır.
Selülit ve sıkılaştırma mezoterapisi
Selülit her yaş grubu kadın ve erkekte görülebilen ciltte düzensizlik, yumru ve portakal kabuğu görünümüdür. Problem genelde hormonal duruma bağlı lenf drenajı bozulması sonrası ortaya çıkmaktadır. Mezoterapi ile cilt altına şırınga edilen maddeler sellülitli alanda kan akımını ve lenfatik dolaşımı düzenler, yağ depolanmalarını çözer, sertleşmiş bağ dokuyu düzeltir ve bu şekilde görünümü değiştirir.
Sellülit ve sıkılaştırma tedavisi için mezoterapi ile 4-10 haftada, haftada bir kez olmak üzere başarılı sonuçlar alınır. Eğer hasta diyet ile bunu korursa sonuçlar kalıcıdır.

Cilt gençleştirme (Mezolift)
Güneş hasarı ve kollajen kaybı birleşerek cildin dolgunluğunu ve görünümünü bozar. Mezoterapi yoluyla vitaminler, antioksidanlar ve bağ doku maddeleri cilt içine şırınga ile verilir.
Mesolift oldukça etkili bir anti-aging tedavidir. Cilt gerginliğini artırır , kırışıklıkları ve açık porları azaltır, kollajen üretimini attırır, yaşlanmayı geciktirir. Ciltte kollajen sentezini uyarır, gençleşme, sıkılaşma ve parlaklık oluşur. Haftalık uygulamalar şeklinde 2-4 seans tedavi yapılır.
KİMYASAL PEELİNG
Kimyasal peeling, cildi canlandırmak amacıyla uygulanan kimyasal maddelerle cildin hasarlı üst kısmının soyulması işlemidir. Peeling işleminde amaç daha parlak, daha genç, daha temiz bir cilt ortaya çıkarmaktır.
Kimyasal peeling amacıyla değişik kimyasal maddeler kullanılmaktadır. Kullanılan maddeye göre yüzeyel, orta ve derin peeling yapılabilmektedir. Yüzeyel ve orta derinlikte soyma ürünleri derin kırışıklıkları veya sarkan deriyi çok fazla iyileştiremez, ancak derinin renk ve dokusunu düzelterek daha genç bir görünüm sağlayabilirler.
Peeling işlemi genellikle 1-3 haftalık aralarla 6-8 seans şeklinde uygulanır. İşlem sırasında ve sonrasında geçici olarak hafif yanma hissedilebilir ve tedaviden sonra kısa süreli hafif kızarıklık, pullanma ve soyulma olabilir. Peeling uygulamasını takiben birkaç saat makyaj yapılmaması ve güneşten korunma çok önemlidir.
Peeling işlemi gebeler, emzirenler ve uygulama bölgesinde aktif enfeksiyon odağı olan kişilere uygulanmamaktadır.
BOTOX
Botoks, Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen, kasları gevşetmek amacıyla kullanılan bir ilaçtır ve 20 yılı aşkın bir süredir tıbbın değişik dallarında kas kasılmalarını rahatlatmak amacıyla kullanılmaktadır.
Botoks ile klasik olarak yüzün 1/3 üst kısmında oluşan kaş arası, alın, kaz ayağı gibi çizgilerin tedavisinde en etkili sonuç alınmaktadır. Bunun yanında dudak üstlerinde oluşan mimik kırışıklıkları, çenede aşırı kas kasılmasına bağlı pütürlenmenin giderilmesinde de kullanılmaktadır. Botoks uygulaması ile uygulama yapılan bölgedeki deriye bağlı kaslar yumuşatılarak deride kas hareketleri ile oluşan kırışıklıklar geçici olarak giderilir. Etki süresi kişiden kişiye değişmekle beraber ortalama 4-6 ay kadardır. Daha büyük ve güçlü yüz kaslarına sahip hastalarda ve mimik kaslarını fazla kullananlarda tedavinin daha sık aralarla uygulanması gerekebilir.
Botoks enjeksiyonu avuçiçi, ayak tabanı ve koltukaltındaki aşırı terlemenin tedavisinde de kullanılmaktadır. Terleme tedavisinde öncelikle iyot-nişasta yöntemi ile aşırı terleme alanları belirlenir. Bu bölgelere yapılan botoks enjeksiyonu ile ortalama 6-8 ay süren terleme kontrolü sağlanabilir.
Botoks enjeksiyonu sırasında hafif bir sızlama hissedilebilir. Tedavi sırasında oluşan bu sızlama şikayeti için işlem öncesi bölgesel anestezi sağlayan kremler uygulanabilir.
Hamileler ve bebek emziren bayanlara, kanama problemi ve nöromüsküler rahatsızlıkları(sinir/kas) olanlara botoks enjeksiyonu uygulanmamaktadır.Uygulama öncesi 1 hafta süreyle aspirin kullanmak veya alkol almaktan kaçınılmalıdır. Sigara kullanımı botoks etki süresini kısaltmaktadır.
ROLLER
Derma roller, üzerinde bir tüyden bile daha ince 0.07 mm çapında iğneler bulunduran silindirik yapıda bir alettir. Üzerindeki iğne sayısı ve boyutu kullanılan bölge ve kullanma amacına göre değişmektedir. Cilt yüzeyinde uygulama sonrası delikler açarak düzensiz kolajen oluşumunu ortadan kaldırmakta, doğal kolajen oluşumunu tetiklemekte ve cilt hücrelerini yenilemektedir.
Diğer birçok cilt bakım uygulamaları programlarının aksine, Derma Roller uygulaması
ciltte tahriş ya da lekelenmeye neden olacak hiçbir işlem yapmaz. Bunların yerine yalnızca cildin doğal iyileşme mekanizmasını kullanır. Ciddi bir yan etkisi yoktur. İğneler aracılığıyla oluşturulmuş binlerce delik sayesinde yenileyici ve sürekli bir etki sağlanır. Derma roller profosyonel kişilerce uygulanmalıdır. Uygulama sıklığı problemin türüne göre 1-4 haftada bir yapılmakta ve sonuç alabilmek için toplam 4-10 uygulama yapmak gerekmektedir.
Derma Roller’'un uygulama alanı, sivilce ve yara izlerinin ya da yanıkların sebep olduğu yaraların
iyileştirilmesi, saçlı deride saç köklerinin güçlenmesi ve saç dökülmesini engellemeye
yardımcı cilt bakım uygulamalarını da kapsar.
DOLGU UYGULAMALARI
Dolgu maddeleri, kollajen ve yağ kaybına bağlı kırışıklık, sarkma ve çökmeler oluşan cildin kaybedilen dokularının yerine enjeksiyon ile konarak daha genç ve sağlıklı görünmesi amacıyla kullanılan maddelerdir. Dolgu maddelerinden en sık kullanılan hyalüronik asit, aslında tüm canlılarda bulunan doğal bir maddedir.
Dolgu maddeleri kullanılacakları bölgeye ve derinliğe göre seçilir. Hızlı ve kolayca enjekte edilir, enjekte edildikten sonra vücut dokuları ile birleşir. Bir süre sonra normal biyolojik süreç çerçevesinde yıkılarak vücuttan atılır.
Dolgu maddesi enjeksiyonları sıklıkla dudak kontürünün belirginleştirilmesi ve dudak haciminin artırılmasında, göz ve ağız çevresi ile alındaki kırışıklıkların giderilmesinde ve yüz kontürü düzeltilmesinde kullanılmaktadır. Enjeksiyon bölgesinde geçici şişlik, ağrı, kızarıklık gelişebilir. İşlem öncesi genel olarak anestezi sağlamak amacı ile krem uygulanmaktadır.
Dolgu enjeksiyonları gebeler, emzirenlerde, 12 yaş altında, immunsupresif(bağışıklık sistemi baskılayıcı) tedavi alanlarda, enjeksiyon bölgesinde aktif enfeksiyonu olanlarda uygulanmaz.
Dolgu maddesinin kalıcılığı hastaya ve kullanılan maddeye göre değişmektedir. Ortalama olarak maddenin kalıcılığı 9-24 ay kadardır. Ayrıca kalıcı dolgu maddeleri de mevcuttur.
İletişim: 444 17 78 Dahili: 2026 (Dr.Eylem TAŞ)


Site içeriği bilgilendirme amaçlıdır. Kesinlikle Hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.
Toplam Ziyaretçi Sayısı : 958205
Aktif Ziyaretçi Sayısı: 10
  © 2010 Özel Reyap Hastanesi | Tüm Hakları Saklıdır.
Ana Sayfa | Kurumsal | İletişim | Kullanım Şartları | Üyelik